Türkiye Cumhuriyeti Devletinin büyük bir özveri ile kurulduğu gün edindiğimiz düşünceler içinde kalışımızı anlayabilmek için, geçmiş seksen yılın özetinde göreceğimiz olumlu ve de olumsuz noktaları irdelememiz gerekiyor.
Cumhuriyet itibarını ve itimadını kaybetmemiş insanlarımız ile birlik ve beraberliğimiz çerçevesi çizilerek, Kurtuluş Savaşı sonrası kurulduğu halen belleklerimizdedir.
Büyük ATATÜRK Vatan Şairi Namık KEMAL'in
"VATANIN BAĞRINA DÜŞMAN DAYAMIŞ HANÇERİNİ,
YOĞ İMİŞ KURTARACAK BAHT-I KARA MADERİNİ
kıtasındaki düşüncelerine, o günlerde Osmanlı İmparatorluğu'nun bulunduğu bozuk ve çarpık düzenden kurtuluşu için verdiği
"VATANIN BAĞRINA DÜŞMAN DAYASIN HANÇERİNİ,
BULUNUR KURTARACAK BAHT-I KARA MADERİNİ"
dizileriyle yapılacak işi anlatmayı yeğlemiştir.
Kurtuluş Savası sonunda elde olunan başarı ile Atatürk'ün Önderliğinde Türk Milleti Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuştur. Devletimizin kurulmasındaki ana amaç, Milletimizi ve Devletimizi Çağdaş Devletler düzüne çıkarmak, Yurtta Sulh Cihanda Sulh prensibindeki tutku sayesinde de Günümüzde, Üniter Devlet yapımızı da gözeterek dış baskılardan arındırılmış olarak Dünya Devletleri arasında yer almasını sağlamak olmuştur.
Böyle bir düşünce ve gaye ile, Devletimiz yönetiminde de, Kuruluşunda olduğu gibi, itibarını ve itimadını kaybetmemiş insanlarımızın işbaşı yapmaları önem taşıdığı açıktır. Aslında devletimize hizmet her vatandaşımızın önde gelen ödevi olduğunu biliyoruz.
1946 yılında demokrasiye geçilen dönemler içersinde, yönetimlerin, Devletimizin temel taşları olan Laik Devlet Düzenine, Devletin Ülkesi ve Milletiyle Bölünmez Bütünlüğüne yönelik eylemleri önleyememesi, Devletimizi ne derece yıprattığı Uluslararası ortamda itibarını azalttığı gözler önündedir.
Geçen zaman dilimlerinde demokrasiyi en ön planda göstermeyi ve yönetime demokrasiyi çekmeyi, devletimizi bu düşünce ve kalıp içinde yönetmeyi vaat eden bir kesim siyasi kuşaklar, zamanla kendi çıkarları ve kendi yakınları, dahil oldukları parti ve yandaşları için çalışma gafletine düşmeleri sonucu, bugün yönetimdeki çarpık ve bozuk düzen yeşertilmiştir.
Dahası, Günümüz yönetimleri içinde bir kesim siyasi kuşaklar, Devletimizi AB ye katmak için, yukarıda sayılan özveriden ayrılıp, Demokrasi serbestisinden de faydalanarak, özellikle Örf-adet-gelenek-göreneklerimizden dilimizden, paramızdan tavizler vererek çalışmalar yapmaları sonucudur ki; üretim kısırlılığı içinde yüklü bir borç ortamının doğmasını, yeni borçlanmalar ile Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerindeki gibi Devletimizi Mali yönden baskı altında kalmasını sağlamışlardır.
Geçmiş Yıllarda böylesine hareketleri düzeltmek için Devletimizin koruyucusu Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin yaptığı iki askeri hareket ve sayısız Askeri ikazlar dahi, yönetimdeki kötü gidişi kısa süre önlemiş olmasına karşın, Demokrasinin yanlış değerlendirilmesi ve dış baskılar, Devlet Yönetiminde günümüzdeki çarpık ve bozuk hali doğurmuştur
Bütün bu çarpık ve bozuk gidiş, Devletimizin Nüfusunun artması, genç nüfusumuzun orandaki çokluğu sayesindedir ki, kısa vadeli de olsa olumlu işler dolayısıyla, Siyasi, Ekonomik düzende uygun gelişmeler de yaratılmıştır
Şimdi bu şekil ve şartların getirdiği itimadı ve itibarı azaltıcı ve de kaldırıcı hareketlerin önlenmesi bakımından yalan, kandırmaca, aldatmaca ve vatandaşımızın zararına olacak her işe karşı koyacak bir düşüncenin yeni bir oluşumla yaratılması önem taşımaktadır. Bunun için tek çare Büyük ATATÜRK'ün Milletine yaptığı;
"Muhterem Milletime şunu tavsiye ederim ki;
Sinesinde yetiştirerek, başına taç ettiği adamların kanındaki ve vicdanındaki cevheri asliyi, çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an tevakki etmesinler..." tavsiyesi gündeme konulmalıdır.
Biz diyoruz ki; bundan sonra, yapılacak yeni oluşum, bizleri Avrupa topluluğunda, globalleşen, evrenselleşen dünyamızda Devletimizin yerini alacağından kimsenin kuşkusu olmayacaktır. Artık Bu çeşit bir hareketin ancak ve ancak Ulusal Demokrasi düşüncesi içinde ATATÜRKÇÜ HAREKET ile olgunlaşacağına kendimizi inandırmak zorundayız.
İşte o zaman yolumuz aydınlık ve parlak olacaktır. Ayrı bir tutum içinde Büyük Atatürk’ün geliştirdiği, Anadolu ve Trakya İnsanımızın örf, adet, gelenek ve göreneklerinde kaynağını bulduğumuz İlke ve İnkılapları ile fikir ve çağdaş düşüncelerin sermayemizi oluşturacağını da bilmeliyiz.
O zaman bizler Türk Halkı olarak, Akılcı, adil, Laik, ve Atatürkçü bir hareketin, aydınlık, itibarlı ve itimatlı bir seviye içindeki yolda, güzel ve ekonomide uygun huzurlu bir düzene varacağımızı cesaretle söyleyebiliriz.
Devletimizin Milli şuur düşüncesinde Dilimizin Türkçe, Bayrağımızın Ay Yıldızlı Al Bayrağı, Milli Marşımızın İstiklal Marşı olduğunu bilerek güzel Ankara’mızda düzgün çalışmalar yapılabileceğini iftiharla işaret edebiliriz.
Cumhuriyetimizin Sekseninci Kuruluş yılında Bizler, Türkiye Cumhuriyetinde Üniter devlet yapısı çerçevesinde vatandaşımızın yaşamında her yönde Türk Milletinin kendi gücüyle geliştireceği bu görüşü, “Ulusal Demokrasi ve Atatürkçü Hareketi” Atatürk’ün aydınlattığı yolda birlik ve beraberlik ile yürüyeceğimizi, Vatandaşımızın, büyük isminin TÜRK olduğu da kabul göreceği gibi Devletimizi istenilen düzeye de götürmekte zorluk çekmeyeceğiz.
Yurdumuzda ve Dünyamızda kavgayı önleyecek gücün bu safhada olgunlaşacağını görmeliyiz. Sonunda da Atatürkçü bir Hareketle, Cumhuriyeti ve Laik Devlet düzenini dini saf dışı etmeden, Mülki mekan ile dini mekanı ayrık tutarak devletimizi daha güçlü kılabiliriz.
Bizlerin artık, Çalışmalarımızda Türk Milletinin Anadolu ve Trakya İnsanımızın Örf-Adet-Anane-Gelenek ve Kültürel varlığımıza sahip çıkarak, çağdaş dünyada yerini göstermek görevini de üstlenmek hedefimiz olacaktır.
Hukuk Düzenimizde de aynı çerçeveyi çizerek Politik bir yapı yanında, özellikle Üniter yapımıza bağlı kalınarak, sosyal yaşamımız içinde geliştirdiğimiz düşüncelerde özellikle kaynak yaratarak teknoloji ve kültürel gelişmeyi getirecek her çeşit ve faydalı hareketi bulmalıyız.
Tabii her şeyden önde, hukuk düzenimizin İnsan hakları evrensel anlayışının, Devletimizin üniter yapısını ve yaşam tarzımızı bozmayacak şekil ve şartlar gözetilerek yurdumuzda ve dünyamızda huzur getirecek bir çerçeve kavramına uyup böyle bir çerçeveyi çizip yeni kaideler getirmeliyiz.
Terörün getirdiği acıları tatmış ve görmüş bir toplum olarak sıkıntıların en azını, dahası tamamen ortadan kalkmasını sağlayacak bir tavır içinde kimseye taviz vermeden kendi işimizi kendimiz yapmalıyız. Bunun için öncelikle Terör nedeninin ekonomik ve sosyal boyutlarını üniter yapımızı bozmadan, araştırıp önleme ve sürekliliğini engellemek için tedbirler bulup almalıyız.
Bunun yanında Ulusal Demokrasi Hareketi ile vatandaşımızın yöneticilerini Parti Başkanlarının icazeti ile olmadan, kendilerinin bizzat seçme düzenini getirecek kaidelerin çizgisini dış baskılardan arındırılmış bir düşünce çerçevesinde gündeme getirmeliyiz. Yeni bir düzen oluşturmalıyız.
Ulusal Demokrasi Hareketi “ATATÜRKÇÜ HAREKETİN” ile Ulusal varlığımızın, kendi içimizdeki heyecanın getirileri, bizi Büyük Atatürk’ün nutku içindeki sözlerinin oluşturduğu heyecana ve Devletimizin düzgün yapısına ulaştıracağını o zaman görebiliriz,
Türk Milletine Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 80 ci yılı mutluluk sağlıklı günler getirmesi, başarılarla dolu yeni yıllara erişmemizi sağlaması en içten temennimizdir.