GÜNÜMÜZDE ANAFARTALAR
ve ANZAKLAR

       Türkiye'nin Coğrafi, siyasi ekonomik ve stratejik durumu itibariyle geçmişteki Anafartalar ve Anzak belgeselini görüntüleyen Türk İnsanının Mustafa Kemal önderliğinde vatan toprağının nasıl korunması gerektiğini tüm dünya insanına göstermesi olayını ele almak önem taşımaktadır.

       Anafartalar savaşlarında, Türk İnsanının kurduğu büyük Osmanlı İmparatorluğunun yıkımına çalışan düşman devletler, Türk ordusunun neler yapabileceğini iyice öğrendikleri bir vakıadır. Bugün dost görünen ve öyle görünmeye çalışan devletler, kendi yanlarına Türkiye'yi de alarak daha güçlü olma çalışmaları yapmaktadırlar. Çünkü başarının gerçekleşmesini temiz sağlayacak anahtar bizlerin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin elindedir. Bu nedenle geçmişten aktaracağımız birkaç not, önemli olduğu kadar, Türk'ün tanımını da yapan kahramanlık göstergesi olacağı açıktır.

       Olayların anlatımına girersek, görürüz ki; Mustafa Kemal Gelibolu Bölgesini Balkan Harbi Sırasında Bulgarlara karşı yürüttüğü harekatında tanımıştır. Onun için, ne Komutan Liman Von Sanders'in ne de Amiral Rauf (ORBAY)'ın değişik düşünceleri onun düşmana karşı alacağı taktiği değiştirmesine engel olamamış ve Gelibolu çıkarmalarında aldığı askeri tedbir, Mehmetçiğin başarı kazanmasına yeterli olmuştur.

       Özellikle Mustafa Kemal'in kıyıdan uzak yerlerde ve kıyıya hakim noktalardan daha iyi savunma yapılacağı düşüncesi bir savunma harikasıdır.

       Çok Cesur ve atik bir tavır içinde korkmadan emrindeki erlere rahatça " Size ben taarruz emretmiyorum; ölmeyi emrediyorum... Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimizi başka kuvvetler ve başka kumandanlar alabilir..." Ve " benimle beraber dövüşen her asker bilmelidir ki, tek bir adım dahi gerilememek namus borcudur. Hepinize şunu hatırlatırım ki, siz şimdi dinlenmek isterseniz yurdumuz hiçbir zaman huzura kavuşamaz. Bütün silah arkadaşlarımızın bu düşüncede olduğuna ve düşmanı denize dökünceye kadar yorgunluk belirtisi göstermeyeceğine inanıyorum." Sözleri içindeki emirler Mustafa Kemal'in askerlikteki dehasının ve önderliğinin kanıtıdır.

       Öyle ki; düşmanı yeneceklerine, Türk askerini inandırıcı eyleminde, "Askerlerim, karşımızdaki düşmanı muhakkak yeneceğiz. Yalnız acele etmeyiniz Ben önden gideceğim, Kırbacımı kaldırır kaldırmaz hepiniz ileri atılın." sözleri ile Mustafa Kemal ateş altında verdiği emirlerle kendini hedef etmekten çekinmemiş, dahası bu hareketi göğsüne bir şarapnel parçasının isabetinde dahi yaverine susmasını işaret ederek Askerin ilerlemesini sağlamıştır. Göğsündeki saat vurulmasını önlemiş ve çarpışma sonunda bu saati komutanı Liman Von Sanders'in isteği üzerine ona armağan olarak verdiği ve karşılığında da Komutanının aile arması olan kronometresinin kendisine armağan edildiği halen belleklerdedir.

       İşte bu düşünceler içinde Anafartalar Meydan Savaşında, kendilerine ölümü emrettiğini söyleyen bir komutanın, büyük kahramanın arkasından gitme özlemi içindeki Türk askeri artık bu kahramanın Mustafa Kemal olduğuna kendilerini inandırmışlardır.

       Çanakkale'nin Conkbayırı ve Anafartalar savaşı, tarihin en çetin savaşlarıdır. Yıllar sonra Çanakkale savaş alanını gezen Mustafa Kemal Anıt dikilmediği serzenişini getiren yanındakilere "En büyük anıt Mehmetçiğin kendisidir" sözleri geniş bir düşünceler yığınıdır.

       Çanakkale Geçilmez sloganı Türk askerinin Mehmetçiğin kahramanlığı "ana kollarından ayrılıp cepheye başına yakılan kına ile kendisini güçlendirerek gitmesinde" görüntülenir. Başa yakılan kına aslında bir Gazi ve de Şehit nişanıdır!.

       Bir başka anı, " Zileli Kınalı Ali Destanıdır. Zileli Ali'nin anası Erine cevap olarak gönderdiği mektubunda; Kınanın "Gelinin eline, evine çocuklarına kurban olsun diye, Koçun başına Allahına kurban olsun diye, Yiğidinin başına Vatanına Milletine kurban olsun diye yakıldığını" söylemesi Türk anasının ruhundaki kahramanlığın yansımasıdır.

       Bizde Ananın gözyaşları için "Ananın feryadı nedendir, Gözyaşı selinden mi? Şehit, Gazi olan yiğidinden mi?/ Değil değil anam, / Sadece Vatan elden girmesindendir. / Anafartalar da Şehit düşenlerdendir!../ Bir gün yiğidin toprağında, / Yeşil çimen görürsen eğer, / Bilesin annelik feryadındandır." Türk Anasının Şehidine, Gazisine verdiği kanın asilliğinin simgesi milletinin büyüklüğündendir.

       Günümüzde bile, Anafartalar tepelerinde düşman ve yiğidimizin kanının karışması gelecek kuşaklara, harbin ne denli acılar getirdiğinin işareti olmalıdır. İki Bin yılı ve gelecek yıllar artık savaşların durması gerektiğinin işareti olacak şekilde görüntülenmelidir.

       Anzak koyu diye adlandırılan sahil çok uzak diyarlardan harbe getirilen düşman askeri ANZAK'lar bu topraklarda yatmaktadır. Büyük Önderin "onlar Bizim çocuklarımızdır" sözleri, tüm dünyaya Türk Milletinin kanının asilliğini, barışın önemini vurgulamaktadır.

       Geçmişteki görüntü böyle iken günümüze baktığımızda bir parça para için ne yanlışlara giriliyor görüyoruz. İşte Irak, işte Kıbrıs meselesi Türk Milletine ne kazandıracak ne götürecek onun peşinden gitmeden yanlış bir pazarlık içinde kıvranıyoruz. Kıbrıs'ı ver AB'ye üye ol, Topraklarından ABD askerini geçir ve konuşlandır para kazan ve savaşa katıl. Bu mudur Türk'ün hasleti, Kahramanlığı!..

       Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Anafartalar çıkmazını nasıl sildiğini öğrenerek bu koşulları atlatacağımız Hükümet edenlere anlatılmalıdır. Askerimizin o günler içindeki cengaverliği bilinmektedir. Bugün aynı cengaverliğe soyunma sırası gelince ne yapacağı da açıktır. Misaki Milli hududumuza Lozan'da çizik atılmadığı Musul Kerkük topraklarının halen bu hudut içinde kaldığı bellidir. İstiklal savaşı öncesi Sevr şartları içinde düşman devletlerce çizilen harita ırak topraklarında kalan topraklarımız için yeniden görüntüye konulmak istenmektedir. İşi iyice kavramamız gerekiyor.

       Kıbrıs içinde aynı görüntü yapılıyor. İşleri dışa bağımlı olarak değil, içten çözüm aramak namus borcumuzdur. Devletimiz ve Kıbrıs içindeki dahili bedhahları iyi tanımalıyız. Tohum ne kadar uzun süre içinde atılmış olursa olsun Dahili Bedhahlar saf dışı yapılıp Devleti ve Türk Milleti için uğraşa girersek işler kendiliğinden lehimize düzelecektir. Bu hali çok iyi görmeliyiz ve iyi öğrenmeliyiz.

       Ondan sonra da bizler rahatça Vatan sağ olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!..sözünün anlamının getireceği gücü sahipleniriz.
(05.03.2003 Büro)

Ana Sayfa