AVRUPA BİRLEŞİK DEVLETLERİ Mi?
"Avrupa Topluluğu Mu?"

       AB görüntüsünü çizgi içine almak gerektiği düşünülürse, Devletimiz AB'ye katılıyor mu? Dahil mi ediliyor sorusu her gün bir değişik ortam yaratmaktadır.

       2000 yılı içinde AB nin genişletilmesinden sorumlu Günter VERHUEGEN 12 Temmuz 2000 tarihinde bir çarşamba günü Ankara'ya gelip "Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgesini" bir nota ekinde Dışişlerimiz aracılığı ile Sn Başbakanımıza ulaştırılmasından sonra günümüze kadar olayların o günlerde düşlediğimiz şekilde geliştiğini gözlüyoruz.

       Bu Belge ile AB yenilenmiş bir Sevr şartları olarak önümüze konmak isteniyor. Zira Unutmamak gerekir ki? İstiklal Savaşı öncesi ve sırasında Anadolu ve Trakya parça parça edilerek o günün anlaşma ve de uyuşma şartları olarak SEVR'in çizgisi görüntülenmişti. Sonuçta İstiklal Savaşı ile Büyük Türk Milleti sözün gelimi canını dişine takarak başarılı bir şekilde işgalci Milletleri Anadolu ve Trakya'dan kovarak Türkiye Cumhuriyeti Devletini Kurdu. O gün bu gündür Aynı Devletler isteklerinden vazgeçmeyerek gene karşımıza AB görüntüsüyle tekrar servi gündeme sokmakta ısrarlılar.

       AB Devletimizden katılım için ne istiyor. Daha önceki bir makalemizde yazdığımız düşünceleri yeniden sıralarsak. Şöyle bir çerçeve çizilir.

       AB.
"Kültürel Haklar Anlaşmasının kabulünü ve ayrıca Bireysel ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin imzalanmasını (Bu sözleşmeler Türk Halkından gizlenerek imzalandı.) Bundan sonra azınlık statüsü uygulanarak, Kürtlere, Kürtçe Eğitim ve Öğretimin serbest bırakılmasını, Kürtçe Tedrisat yapan her türlü Resmi ve Özel Okulların açılmasını ve Kürtçe neşriyat yapan televizyon ve radyoların çalışmasına izin verilmesini " Uyum Yasaları ile bu istemler çokça taviz taşıyan bir tarzda yerine getirilmiştir.) Devletimizden özellikle istendiğini görüyoruz.

       Gene AB.
" İdam cezasının" kaldırılması istemektedir. (bu istemde özellikle 35 bin şehit ve gazimizin kanı yerde bırakılarak yerine getirilmiştir.)

       Biz kişisel olarak sıraladığımız AB. nin diğer istemleri arasında "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletinin Kıbrıs Rum Devletine ilhakı" için çalışmalar tüm hızı ile Rumların ve AB istemlerine uygun olarak sonuçlandırılacak şekilde geliştirilmektedir. Daha sonra da "Kıta Sahanlığı, Fır Hattı ve 12 millik deniz sınırları anlaşmazlığı" Türkiye Devletinin aleyhine sonuçlandırılacak şekilde gündemde tutulacağını ısrarla söylüyoruz.

       AB istemleri arasında Anayasamız ile özel olarak kurulan "DGM." de gündeme alınarak kaldırılması istenmektedir. Daha acısı AB den alınan ve Türkiye'nin içini projelendirme bahanesiyle benliğimizi AB ye bedel alarak gönderen Türkiye yandaşlarına ne dense azdır. Sanki tarihsel geçmişliğimiz çizilerek dünyaya yeni sokulmuş bir millet olarak AB ye katılma sözleri vatanını unutmuşların içini kemirmektedir.

       Bilinmesi gereken bir başka yön de karşımızda
"bir Avrupa Birleşik Devleti mi? yoksa bir Avrupa Birliği mi var? Bunu iyice bellemek" gerekiyor. Son genel seçimlerde oy fazlası ile iktidara tek başına gelen bir siyasi Parti Lideri de aynı şeye soyunmuş görüntüsünü önümüze koyması daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalınacağının işareti olacağını görmeliyiz.

       Türk Milletinin her zamanki gibi, örneğin Anafartalardaki vatan korunmasını, İstiklal için verdiği canı, Vatanın bölünmemesi için son yüz yıldaki uğraşı içindeki Şehit ve Gazi kanını yerde koymamağa azimli olduğu unutulmamalıdır. Zaman her şeyi ölçümleyecektir. İktidara gelmek için Türk Milletini kandırdığını zannedenler şunu bilmelidir ki; Anadolu ve Trakya Türk'ün vatanı olmakta devam edecek ve Milletçe kimseye muhtaç olmadan kendi kendimize yeter olduğumuz anlaşılacaktır. Kapı kapı dolaşılarak AB ye katılma uğraşı Türk Milletinin kanını sulandıran hareketlerdir. Avrupa Devletleri Türkiye Devletini kendilerine karşı bir hedef olarak seçtikleri ve tarihsel çalışmaları bu yönde olduğu açık ve seçik ortada iken bu uğraş acaba neye?...

       AB bizleri istemiyor çünkü bizler insanının çoğunluğu Müslüman olan bir devletiz. Kaşımızda halen Hıristiyan bir milletler topluluğu duruyor bu olayı unutmamalıyız.

       Kendi üreten, kendi kendine ürettiği ile yeten, dış Milletlere de ürettiğini veren bir Millet olduğumuz bize unutturulmak isteniyor. Avrupa'da kurulan bu Milletler topluluğu karşımızda AB olarak değil, bir Avrupa Birleşik Devleti olarak kurulmuştur. Bu Birliğin zamanla Türk İslam alemine özellikle Türkiye'ye karşı kurulduğu elbet ölçümlenecektir. Tarih yapraklarını çok dikkatli okuyup anlamalıyız. Öğrenmeliyiz. İş işten geçmeden İçteki ve dıştaki bölücü, yıkıcı ve de bozucu eylemcilere karşı atik davranmalıyız.
(AB. Doc. 09.12.2002 21.15)

Ana Sayfa