DEVLET YÖNETİMİ;
"Talip Olanlar"

       Son günlerin, gündemi 1995 yılından itibaren sıraya sokulan iki erken seçim öncesi gibi gene aceleci hareket içindeki üçüncü erken seçim düşüncesidir. Bu kez göreve erkence talip olanların davulun tokmağı misali, tokmağın sağ elde mi, sol elde mi? tutacakları sorusudur. Yoksa tokmak iki el ile mi tutulacaktır?..

       Akıllardaki kadarıyla tokmak önce sol sonra sağ el ile tutulmuş başarı getirmeyince, üçüncüsünde de tokmak her iki el ile tutulmakla da yönetimde beceri sağlanamamış olmasıdır? Son seçim ile üç el misali üç ayrı Siyasi Parti çoğunluğu oluşturarak yönetimi üstlenmiş olmaları bile vaatlerini yerine getirmeye yetmemiştir.

       Büyük Meclisimizde yapılan yeminlerin özverisi olan Devletimizin Ülkesi ve Milletiyle Bölünmez Bütünlüğünü koruyucu kollayıcı ve de sürdürücü sözler dahi beceri ortamı sağlayamamıştır.

       Hükümet edenlerde sol gurup Liderinin sürekli hastalığı, Parti yandaşlarının aralarındaki fikir ayrılıkları, Sol Siyasi Kanat Temsilcisi bu Siyasi Partide bölünmeyi gerçekleştirmiştir. 1970 yıllarında olduğu gibi bu rahatsızlık ve görevde kalma ısrarı Parti Liderini bir kesim yandaşıyla yine yalnızlığa itmiştir.

       Sağ gurupta diğer bir Parti Liderinin de Hükümet Ortağı olarak kendisini Millet adına hareketle AB topluluğuna girme girişimlerinde tavizkar tutum içinde çalışmalar yapması, partisi ve Millet içinde olumsuzluklara götürmüştür. Bu Siyasi Partide bile bölünmeler beklenir haldedir.

       Üçüncü Hükümet ortağı bir Parti Liderinin de uyuşmaz ve sürekli değişen yanlışlar içindeki tavrı, Hükümet Ortaklarının kendi aralarında iyimserlik getirecek ortamı oluşturmaya yetmemiştir. Bu Parti Liderinin seçimden önce Türk Milletine verdiği önemli sözlerden ayrılma gösterisi de gerek kendisi gerek Partili Vatandaşları olumsuz yönde etkilemiştir.

       Hükümet dışı olan guruplar içinde de bölünmeler başlamıştır. Örneğin, Sağ Guruptaki bir başka dinci kesim sola özenircesine önce bölünmüş, sonra da değiştik diyenler değişmeyen yandaşlarının karşısına gösteri yaparcasına dikilme eylemine giriştikleri görülmüştür.

       Hal böyle olunca günümüzde yeni oluşumcular adı ile bir başka rüzgar esmeye ve gündemi doldurmaya başlamıştır.

       Bizler gelişmelerin olumsuz etkisinden uzak kalarak, 1995 yılından sonra başlattığımız çalışmalarımızda, Ulusumuz için demokrasiyi olgunlaştıracak tarihi geçmişteki bilgiler ile kendimizi bilinçlendirmeye yönlendirdik.

       Sonuçta öyle bir kanıya ulaştık ki; artık Türk Ulusunun kendine has örf adet gelenek ve göreneklerini içeren bir demokrasinin yurdumuz insanının olgunlaştıracağını öğrendik. Cesaretle "ULUSAL DEMOKRASİ HARETİNİ" başlatıp,. ATATÜRK'ün İlke ve İnkılapları doğrultusunda onun Devlet, ekonomi ve Devletler arası düşüncelerini kendimize yol çizgisi olarak seçtik.

       Öyle ki Örfümüz, adetimiz, gelenek ve göreneklerimiz ile Atatürk İlke ve İnkılapları çerçevesi, Türk olarak "Türk Ulusuna yakışan demokrasi düşüncesine" kendimizi inandırdık.

       Şimdi bizler soruyoruz? Yeni oluşum içindekiler, hangi çerçeve ile kendilerini olgunlaştırdıkları iddiasıyla ortaya çıkacaklar?. Dahası geçmişte, hatta yakın günlerde yaptıkları hataları silebilecekler mi?. Yoksa gene eskideki eylemleri gibi kopyacılıkla bir iş mi başlatmaya, halkımızı yeni buluşlar içinde türettikleri yeni ve yanlış eylemler ile mi kandırmaya çalışacaklar?. Yoksa Her iki kesimdeki Siyasiler, Demokrasi yaşamında halkımızın istemleri gibi Devletimizin üniter yapısını bozmadan, Devletimizin Ülkesi ve Milletiyle Bölünmez Bütünlüğünü Koruyucu Kollayıcı ve sürekliliğini sağlayıcı bilinç ve düşünce içinde mi olmaya çalışacaklar?.. Elbet zaman bunu gösterecektir.

       Ne dinci ne bölücü eylemciler, Millet tarafından iş başına hiç çağırılmamış, gene de çağırmayacağına göre, günümüzdeki bu yanlış ve huzuru bozucu düşünce içinde ne sağ ve sol kesimdeki Siyasiler başarıya ulaşmaları mümkün değildir. Yenilendik diyenler yanlış olmayan ve huzuru getirecek düşünceleri ile Milletin Güvenini ve itibarını kazanarak iş başı yapacaklarında ısrarlı olmalıdırlar. Millete söz vermelidirler ki; Türk Milleti onlara bir sans daha tanımayı düşünsün.

       Türk Milleti tarihi geçmişi ile örnek alınan bir millettir. Uygarlık Milletimizin öz geçmişinde vardır. Uluslar arası arena Milletimizi yeni tehlikeler ve tuzaklar içine çekme uğraşı içindedir. Yönetime talip olanlar yurt içinde ve dışında oluşan ve oluşacak bu tür tehlikeleri önlemek için Türk Milletinin tarihi geçmişini bilerek programlarını ona göre hazırlamaya koyulmalıdırlar. O zaman Türk Milleti onların yanında olacaktır.

       İşte böyle bir tutum içinde Geliştirdiğimiz, geliştirmeye çalıştığımız, "Ulusal Demokrasi Hareketinin" çizgisidir. Politikada verilen önemli ve faydalı sözler tutulmalıdır. Yerine getirici eylemler sergilenmelidir ki, Millet verdiği oy için pişmanlık duymasın.
(20.07.2002 Talip olanlar)

Ana Sayfa