Yerli malı haftası yaptığımız günleri anımsayacak olursak, o günün bize yerli malı yememiz gerekliliğini, yerli malı kullanmamızı öğreten benimseten istemlerin bir simgesi olduğunu hemen anlarız.
Son yıllarda Devletlerarası arenada yaptığımız ikili ve çoklu anlaşmalar bizim bu düzenimize gem vurduğu gibi yabancı malı kullanma, yabancı malı yeme alışkanlığımızı arttırdığını da gözleriz. Ama bu anlaşmalar ile getirilen bu alışkanlıklar gerek Devletimize, gerek yaşantımıza ne denli zararlar kondurduğunu da biliyor muyuz.?
Gerek anlaşmaların gerek yurdumuzdaki felaketlerin bir çok özverimizi de götürdüğünü kabul edersek, günümüz ekonomisindeki krizin nedenlerini çözmüş oluruz. Peki bu krizden nasıl ve ne gibi tedbirler alarak kurtulacağız. Neler yapmalıyız ki, refah günleri bizimle olsun.
Önce Yerli malımızın tüketim yolunu seçmeliyiz. Yurdumuzda yapılan yerli üretim mahsulünü, yerli üretim malını seçme yolunda özverili olmaya çalışmalıyız. Bu eylemimizi en az üç yıl kesintisiz sürdüğümüz takdirde refah getiren günlere ulaşmada bizlerinde payı olacaktır, bunu unutmayalım. Yoksa güzel ve refah getiren günlerin hayal kalacağı açıktır.
Krizin bir başka nedeni de Devlet kurumlarımızın Yerli malı tüketimi için uğraş vermemeleridir. Hep yabancı malı almak, sanki onların özel bir yaşam şartı olmuştur. Son TBMM de yaşanan salon düzenlenmesindeki ayıplı hareketler bu yoldaki uğraşın birer örneğidir. Sık sık Devlet dairelerinde makam sahiplerinin değişikliği ile anında yeni bir oda döşenmesi adet halini almıştır. Malın bir kullanma yılı sınırı vardır. O yıl dolmadan değişikliğe gidilmesi doğan krizin bir başka nedeni olduğu hiç düşünüldü mü?
Gene bir çözüm yolu da vergi sisteminin hemen vakit geçirilmeden değiştirilmesidir. Havuz sistemi içinde verginin tek kalem haline dönüştürülme yoluna gidilmelidir. Her Devlet kurumu, oluşacak vergi gelir havuzundan kendine ayrılan pay kadar almalarını sağlamak işin doğru olanıdır. Türkiyede o kadar çok çeşit vergi tahakkuku vardır ki, Milletimiz bu şeklin içinde çaresizdir. Vergi kaçırılmasını önleyici tedbirler getirilerek, vergi tahakkukunu kolaylaştırıcı bir yola dönülmelidir. Gümrük birliğine kayıtsız ve şartsız dahil olunmakla sanki vergisiz ve vergili kuşaklar yaratılmıştır.
Öyle ise ne yapılmalıdır. Son günlerde vergi barışı gündeme getirilmiştir. Ekonomistler, Vergi bilginleri, yeni çareler arar durumdadırlar. Özellikle önce Türkiyede artık tek bir vergi yoluna girilmelidir. Verginin alınacağı kurumlar ve kişiler belirlenmelidir. Maaş, ücret bürütlüğüne son verilmeli, Maaş ve Ücretlerden vergi alınmadan maaş ve ücret ödemeleri tek kalem olarak tayin, tespit edilerek ödenme yoluna gidilmelidir. Ayrıca Çiftçinin kazancından doğrudan vergi alımına son verilmelidir. Memur, işçi ve çiftçiye Dolaylı vergi sistemi getirilerek iş bitirilmelidir.
Böylece basit bir anlatımla Devletin gelirinin artmasına, vergi kaçağının önlenmesine, yapılacak harcamalarda savurganlığın son bulmasına çare getiren yeni ve özel sistemlere dönülmelidir.
Yerli malı kullanma alışkanlığı dolaylı vergi alma yolu, kamudaki harcama savurganlığının kaldırılması, dolayısıyla kapalı ekonomi sisteminin getireceği faydalar yurdumuzda refaha, düzgün yola gidişin önemli işaretleri olacağını unutmamalıyız.