KAYBOLAN TOPRAKLAR;
"Musul (Kerkük-Erbil)"

       ABD. yeni bir saldırı planı ile Irak Devlet Başkanı'nı devirmeyi düşlüyor. Yapılan yayınlar ABD'nin yakın bir yıl içinde IRAK'ı eritmeyi ilan ediyor. ABD'nin IRAK'a saldırı ve SADDAMI yok etme konusu!.. Türkiye Cumhuriyeti için yakından ilgilenilecek bir konu...

       Geçen yüzyıl içinde ABD hazırladığı ve IRAK'ı düşürdüğü tuzak ile KÖRFEZ saldırısını yaptığı, güç gösterisinden öte sonuçta Irak ile bir görüşme ve diretme ile iş bitti sayıldı. Arkadan, ABD ikiz kuleye yapılan suikast saldırısı, daha önceki planlardan olan Afganistan topraklarına girme işlemi oluşturuldu.

       Körfez saldırısı ile petrol boru (Irak-İskenderun) hattı dahası ayrıca Irak ile ticari yolları da kapatılması ile oluşan zarar ABD'nin Türkiye'ye vaad ettiği tazminat olarak yerine getirilmeyişi yurdumuzdaki sosyal yapıyı olumsuz yönde etkilediği görüldü. Türkiye toprakları üstünde PKK. terörü ve 36 paralelin üzerindeki sözde son KÜRT Devletinin faaliyetlerine ABD. hoşgörülü kalması ile de işin daha ciddi boyutlara götürüldüğü anlaşıldı.

       Böylece PKK terörü Türkiye için bir endişe kaynağı oluşu, Devletimizde siyasi ve ekonomi bozukluğu, ABD.nin sözünde durmayışı yanında, ayrıca Körfez Eyleminin de PKK terörünü gölgelemesiyle Yurdumuzdaki bozuk siyasi düzen ve ekonomik kriz oluşuverdi.

       Geçmişi hatırlarsak, Musul eyaleti Mısaki Milli hududumuz içinde görülmektedir O günlerde yapılan özel bir araştırma ile İngiliz devletinin işi titizlikle izlemesi ile, eldeki kanıtlar doğrultusunda Türkiye kendi hukukundan vazgeçmedikçe, feragat etmedikçe, Musul Eyalet toprakları Misaki Milli hududumuz içinde sayılacağı görüşüne karşın. Musul topraklarının bize dönme yolu çizildiğini gözlemleriz.

       Bu Toprakların İstiklal Savaşı sonunda ısrarımıza rağmen İngilizlerin çeşitli oyunlarıyla bazı şartlar çerçevesinde Irak'ın bir parçası sayılmasını ve 25 yıl İngilizlerin hakimiyetine verilmesini önleyemedik.

       Bu suretle İngilizler Musul-Kerkük petrollerinin işletmeciliğini elde etti. Yanlışlar 25 yılın sonun da süregeldi. 1952 yılında İngilizlerin hakkı sona ermesi ile bu topraklar Cumhuriyet Hükümetlerimizin işi takipsiz bırakması sonucu yeni hak arayan sözde milletler ortaya çıkmasıyla tamamen kaybedilmiş oldu.

       Oysa Büyük ATATÜRK nutkunda Musul Vilayeti Türkiye Devletinin Milli Hudutları dahilinde olduğunu bu yerlerin Anavatandan kimsenin koparamayacağını, şu ve bu devlete armağan edilemeyeceğini söylediği halen belleklerimizdedir.

       Hal böyle iken Hatay vilayeti 1938'lerde Anayurt topraklarına katıldığında, 1952 yılında, İngilizlerin mandası bitiminde, Musul Vilayetinin Anayurt topraklarına katmakta acizlik gösteren devlet Yöneticilerimizi Türk Milletinin asla af etmeyeceğini özgür bir düşünce içinde söylemeliyiz.

       ABD.nin Irak'ı vurma planını fırsat bilip 1924 yılındaki titiz ve kurnazca yaptıkları planlarını İngilizlere, tekrarlatmamalıyız. Zira bu sefer ABD. Irakı Vurma planı öncesi Devletimizi masaya davet etmiştir. Bu fırsatı çok acele ve kendi lehimize dönecek şekilde değerlendirmeliyiz. Günümüzde İngilizler dışında kendilerini Ulus sayan Mesut BERZANİ ve TALABANİ gibi toplulukların başları ortaya çıkmıştır. Onlarda Musul bizim hakkımız diye ortalığı karıştırma cüretini sergilemektedirler.

       İşte Türkiye ABD.nin saldırı planı içinde, Körfez savaşında uğranılan parasal zararı, koşul kabul etmeden yerine getirilmesini de isteyerek, Ayrıca LOZAN tavrımız çizgisi ile işe katılmalıdır.

       Yeni bir isteğimiz de tarihi geçmişi ile (30.09.1925) kurulan ve araştırmasını yapan Milletler Cemiyetinin özel Komisyonunun elde ettiği bulgulardaki "Türkiye kendi hukukundan vazgeçmedikçe" gözlemi çerçevesindeki olayı kendi lehimize çevirmeliyiz. Musul-Kerkük (Erbil dahil) topraklarının Türk Ülkesinin bir parçası olduğunu ısrarla gündeme getirip gündemde kalmasını vazgeçmemeliyiz

       Türkiye bu yoldaki eylemini sergilerken, o yöredeki kandaşlarımızı, ırkdaşlarımızı savunmasız bırakmadan Kürtlere ve Irak'a taviz vermeden kendi yolunu çizmelidir. Devletimiz istemlerinde kararlı ve tutarlı yolu çizerek, ısrarlı olması en iyi ve düzgün yol bu yol olacağını bilmelidir.

       Gene son yıllarda İran, Suriye ve Yunanistan'ın Musul Türkmenlerine kandırmacı sahip çıkma politikalarını da göz ardı etmeden o yöre Türkmenlerine öyle bir bilinç ile sahip çıktığını her eylemi ile her çalışması ile devletler arası ortamda görüntülemelidir. Merkezi Erbil'de bulunan "Irak Türkmen Cephesi Kuruluşlarına" güç katacak şekilde çalışmalara katılmalıdır.

       Yapılacak erken seçimde Yönetime katılmak isteyen Siyasi Partiler Musul olgusuna programlarında dışa açık bir şekilde yer vermelidirler. Irak işinde Musul-Kerkük (Erbil dahil) durumunu titizlikle Devletimiz yararına ve o yerdeki soydaşlarımız çıkarına çalışmalar yapmalıdırlar Yoksa. kaybolan bu topraklar üstündeki hakların elden çıkmasına neden olacakları ve tarihi sorumluluğu taşıyacakları geçmişteki gibi acı örnekleriyle dolu inkar götürmeyen bir tavır olacaktır. Türk Milleti bu tür yanlış hareketleri affetmediği bilincine her zaman sahip olduğu bilinmektedir.
(22.07.2002 Kaybolan Topraklar)

Ana Sayfa