KORUMA NASIL OLMALI
"İlaç buluşu ve Türkiye"

       Ankara'da yapılan bir toplantıda İnsan ve hayvan sağlığı ile ilgili ilaçların üretimi, pazarlaması, gibi durumların tartışmaya açılması, dolayısıyla Türkiye'de bir yeni ilacın keşfi ve de dışarıdan izin verilmesi konusu ele alınmaya çalışıldı. Tıp ürünlerinin Türkiye'de gelecekte hatta günümüzde bazı kaidelere bağlandığı görülmektedir. Daha önce yapılmış olan anlaşmalar nedeniyle Türkiye artık dışa bağımlıdır. Dışarıdan izin almadan bir yeni tıp ürünü yapmamaya mecbur edilmiştir.

       Oysa Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kuruluşunda ilk önceleri Halkımızın sağlığı ön planda değerlendirilmiştir. Ankara'da bir Hıfzısıhha Enstitüsü kurulması bu düşünceyi pekiştiren bir hareket olmuştur. Son yıllarda bu Enstitü varlığını bilen kaç insanımız vardır sorusu bir cevap beklemektedir. İlim adamlarımız buluşlarını nerelerde yapıyorlar, diğer önemli bir sorudur.

       Nedenlerini araştırmaya kalktığımızda görünen odur ki; Türkiye Avrupa Patent sözleşmesini 1973 yılında imzalamış, 1977 yılında da uygulamaya koymuştur. Daha sonra 1994 yılında FAS'ta yapılan bir toplantıda GATT anlaşmasını imzalamıştır. Daha vahimi bu anlaşmada koyduğu on yıllık koruma süresi 24.Haziran.1995 günlü ve 551 sayılı KHK ile de 01.0cak.2005 tarihi koruma süresinin bitim tarihi olarak gösterilmişti. Her nedense 3 ay gibi bir süre sonra Türk Hükümeti 22.eylül.1995 tarihinde çıkardığı 566 sayılı KHK ile bu bitim tarihini 01.0cak.1999 tarihine aldı. Hiç düşünmeden gelecek olumsuzlukları Türkiye aleyhine hükümet bir yanlış eylem ile kabullenmesi anlaşılır gibi değildi. Çok düşündük Hükümetimiz neden böyle bir eyleme girişti diye. Aklımıza bir çok soru geldi. Her halde sayın okuyucularımız bu yazımızı okuduğunuzda sizlerinde aklınıza bir çok soru gelebilir. İlk akla gelen soru ve cevabı Türkiye'deki ilaç tacirlerinin menfaatlerinin arttırılmasıdır. Çünkü Türkiye'de bir bilginimizin buluşu artık dışarının iznine ve kabulüne bırakılıyordu.

       İşi özetleme yolunu seçersek görünen ilk olumsuzluk... Türkiye'nin dışarıdan alacağı ilacın fiyatının çok üstünde bir fiyat olacağıdır. Gelecekte 1 ila 3 oranında ilaç alımlarında bir fiyat artışı yaratılacaktır. İnsan ve hayvan sağlığı ile bu kadar düşüncesiz bir hareketin yaratılması ne demektir bilir misiniz?

       İlaçta patent olayı, öncelikle halk sağlığımızın ana konularından biri olduğundan. İlaç sanayii üzerine oynanan bu olay ve yapılan bu yanlış eylem, ilacın patent altına alınıp korunması, üretim haklarının sahiplenmesi, esasında etik olarak yanlış bir işlemdir. Bu durum hiç düşünülmeden patent koruma hakkının altı yıl öne çekilmesiyle kaybedilmiş oluşudur. Başka devletler böyle düşünmemiş olmalarına karşın, koruma yılını çok uzun tutmalarına karşın bizim hükümetimiz neden bu yolu seçti o bir muammadır. Gözlenen odur ki; bütün anlaşmalar çoğunlukla Devletimizin menfaati düşünülmeden imzalanma bir olasılık haline getirilmektedir

       Neden diğer tüketim maddelerinden daha özel olan ilaç sanayi için bu yol seçilmiştir. Her halde ilaç sanayiinde tekel ilaç firmalarının bir işidir diye düşünülebilir. İlaç pazarına hakim olmaları varsayılabilir.

       Bir ilaç ürününün bulunması için harcanacak para dış değerlendirme ile 400-500 milyon dolar bazındadır. Buna AR-GE harcaması denmektedir. Türkiye gibi devletler bu yatırıma fonlarından bu parayı bulmaları çok zor oluşu belki de karşı tarafın bir savı olabilir diyeceklerdir.

       Ama gene de yabancı ilaç firmaları bizdeki ilaç tacirlerinin istemini de ele alarak ilacın başkaları tarafından üretimini kendi ellerine almaları gaye edinilmiştir. Türkiye'de artık bu ilaç patent sınırı içinde benzer bir ilacın üretimi durdurulmuştur.

       Görüldüğü üzere ilaç fiyatlarının insafsız bir şekilde yükselişi karşısında halkımız sağlığının korunmasını aktarlardan aldıkları bitkisel otlar aracılığı ile yapmaya başladıkları görüntüleri bu yanlış kararların ne kadar olumsuz bir ortam getirdiğinin işaretidir.

       Geriye dönersek 1980 yıllarına kadar ihtiyaç duyduğumuz ilacın % 98'ni üreten Türkiye günümüzde ilacın % 35 ni dışarıdan almaya başlamıştır. Kim bilir bu gibi yanlış eylemler ile gelecekte Türkiye ihtiyaç duyduğu ilacın tümünü dışarıdan alma zorunluluğu içine çekilecektir.

       Zamanla kendilerinden Türk Milleti Önce Türkiye diyerek, sonra verecekleri oylar ile bu yanlış hareketlerinin hesabını elbet soracaktır ve ilaç tacirlerinin pazarındaki oyuncuların sorgulanmalarını sağlayacaklardır. Haydi hayırlısı diyelim.
(23.04.2002 ev.13.30)

Ana Sayfa