Son yüzyılda ve günümüzde iki Akdeniz Ülkesi sürekli Devlet kurmanın sancılarını çekiyor. Kıbrıs ve Filistin!..
Birinin başında tutarlı, kararlı ve kavga istemeyen DENKTAŞ, diğerinin başında, kavgası hiç eksilmeyen tutarsız ve kararsız ARAFAT! Bilinmez ama, bir türlü kavganın önlenmesini istenmeyen hiç düşünmeyen biçare Filistin halkına, bu yörede yapılan vahşeti kim durduracak, öyle ki bu vahşet Balkanlardakine hiç benzemiyor. Tek benzer tarafı vahşeti seven İsrail Hükümet Başkanları, ve de terörün durmasını istemeyen insanların dünyada yaşadığının görünmesidir. Kimsenin de bu vahşete aldırdıkları bile yok. Sadece cılız birkaç cümle ile durdurun diyen Devlet ve Hükümet Başkanları ortada görünmeye çalışıyor.
Peki bu vahşet nedenleri nedir diye hiç düşündünüz mü?
Önce tarihi gelişmeleri deşersek görüntü odur ki; İki bin yıllık Yahudi sürgününün sona ereceği ve tahrif edilen Tevrat'da 'ARZ-I MEV'UD İdeali denen bu olayı gerçekleştirmek için. 1897 yılında BASSEL'de yapılan ve tarihte "Bassel Toplantıları" adı ile de anılan toplantıda İsrail Devletinin Kurulması kararlaştırılmıştır. Gelişen olaylar ve İkinci Cihan Savaşında Hitler'in Yahudilere karşı soykırım tutumu, İsrail Devletinin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir.
İkinci Cihan Savaşı sonrası, Filistin'den İngilizlerin çekilmesiyle doğan otorite boşluğundan istifade ederek Filistin'deki terör örgütü Hagana, Başkanı Yigael YADİN'in önderliğinde yaptığı bir toplantıda (DALET) yada (D:PLANI) adını verdikleri bir plan ile yönetimde hakimiyeti ele almışlardır.
Gene 19.Mayıs.1947 tarihinde Birleşmiş Milletler toplantısında Filistin'de kurulan bir özel komitede Filistin'in bölünerek bir kısım topraklarında 29.mayıs.1947 tarihinde hazırlanan bir rapor ile İsrail Devletinin kurulmasına ışık tutulmuştur. 14 mayıs.1948 tarihinde de Tel-Aviv'de toplanan Yahudi Milli Konseyi bir deklarasyon ile İsrail Devletinin kurulduğunu ilan etmiş ve. 11 dakika gibi kısa bir süre sonra da, aynı gün ABD. İsrail Devletini tanımıştır.
Bundan sonra Araplar ile Yahudiler arasında karşılıklı çekişmeler hiç eksilmemiştir. Araplara, İsraillerin yaptığı vahşice eylem, Hitler devrinde Yahudilere yapılan soykırımının günümüzde insanlar yer değiştirmiş şekil içindeki görüntüsüdür.
İsrail ile FKÖ arasında Oslo'da imzalanan ve daha bir çok barış anlaşması dahi İsrail-Arap Kavgasının ateşini söndürmeye yetmemiş ve günümüzdeki acı olduğu kadar Vahşet görüntüleri hep süregelmiştir. Hikaye çok uzun, zamanla gene yazarız. Biz şimdi günümüz vahşetine dönelim.
Yaptığımız bir araştırma, bizleri yanıltmıyor. Zira Yahudilere Hitler ve yandaşlarının yaptıkları soykırım, sanki Yahudilerin İsrail'e göç etmelerini kolaylaştırmakla kalmamış İsrail'de çoğunluğu Yahudi olan bir toplumunda oluşmasını sağlamışlardır.
Kurulan İsrail Devleti ile bir yanda görevlilere taş atan çocuklar, diğer yanda silahla karşılık veren karşıt görevliler, dahası acı veren görüntü, ürpertici eylemler içinde de Terör Örgütlerinin yetiştirdikleri Canlı bomba olarak vahşet saçan diğer bireysel hareketler. Bu hareketlerin, İsrailleri canından bezdirdiği de varsayılabilir. Taraflar, gerek Filistin, gerek İsrail kendileri bu vahşeti durdurmaya da çalışmıyorlar. Her iki taraf Devlet Başkanları ve terörist başı insanlar vahşice eylemler ile bu olayları silme yolunu seçmiş bulunuyorlar. Sonuç işte ortada vahşet... vahşet...
Neredesin Büyük Amerika, bir terörist caninin peşine düştüğün gibi bu vahşeti hadi durdur bakalım da sana kabadayılığını gösterdi diyelim türkçemiz içindeki hitabımızla... Saray Bosnada insanlık vahşeti henüz unutulmadı. Göstermelik muhakeme ile o da kapatılmaya çalışılıyor. Bakarsınız bu yöredeki vahşet bu muhakemeyi bile göremeyecektir.
Taşın altında kimin, hangi Devletin eli var, bu silahları kim yapıp veriyor diye kendi kendimize sorduğumuzda, bir büyük devlet karşımıza çıkarsa hiç şaşmayınız.
Daha önemlisi öyle bir zamana rastladı ki bu İsrail vahşeti, tam Irak için düşünülen harekete hazırlık safhasında karşı karşıya kalındı. Bilinir mi ki; belki de bir neden aranıyor olmalı diye bir cevap ta aklımıza geliverir... Biz deriz ki; bu vahşet bir nabız yoklamasıdır devletler için... Bakalım dünyada hır çıkaran Devletler karşısında kimler, hangi tarafta olacaklar, anlamak isteniyor.
Şöyle bir geçmişe bakarsak İsrailliler tarihte bu topraklarda yaşamışlar dinleri kendilerini düzeltsin diye bu topraklarda Yüce Tanrı tarafından. onlara gönderilmiş, Elbet bu topraklarda oturmak. onların hakkıdır. Ama karşılarında duran Filistin halkına da haklarını tanımak gene onlar için bir farzdır. Bunu herkes bilmelidir.
Şimdi günümüze gelelim. Bir kavgadır gidiyor uzun süredir. Arafat önceleri görünmeden bir kavga getirdi diyebilirler. O günlere dönersek El Fetih teşkilatı bizdeki terör hareketlerinin hocası olduğu ve de körüklediği varsayılabilir. O günlerin acı faturaları şimdi İsrailliler tarafından, ARAFAT'a çıkarılmak isteniyor.
Aslında ARAFAT bugün Filistin'de nüvelenmiş terör örgütlerinin eylemlerini bir çırpıda silecek güçte de değildir zaten...
Bu gün çekinmeden korkmadan sergilenen vahşet, "vicdanı olan herkes, vicdanlı her devlet tarafından" el birliği ile durdurulmalı ve bir şekilde çözümlenmelidir. Başta ABD, olmak üzere. Böyle bir tutum demokrasilerde özlenen tutumdur.
Senelerce Yurdumuzda ve Yurdumuz dışında görevlilerimize karşı yapılan Terör vahşetine seyirci kalmış olanlar, halen de bizdeki terörü, Terör Örgütü saymayanlara, onların eylemlerini terör içinde görmek istemeyenlere karşı, Biz Türkler gene insanlığımızı göstermeliyiz. Terör ister bir devletin vahşeti olarak, ister terör örgütlerinin vahşeti olarak görüntülense bile onu önleyecek, ortadan silecek hareketlerin yanında olmalıyız. Bu bizlerin, taşıdığımız kanın asilliğinin çizgisidir. Ne dersiniz?