OYUNLARI DÜZGÜN SEÇELİM
"Türkiye Üzerine OYUNLAR"

       Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye üzerindeki oyunlardan etkileniyor mu sorusu hep gündemde bırakılmaya çalışılıyor. Öncelikle; Çalışmalar AB. nin Türkiye'de bir kesim Vakıf ve Derneklere yaptığı ve üretmesini istediği projeler üzerinde yoğunlaştığını görmezlikten gelmemeliyiz.

       İşte Türk Vatandaşının bilmesi gerekir düşüncesi içinde bizler de yardım gören dernek ve vakıflar üzerinde birlikte bir araştırmaya koyulalım diyoruz. Örnek gerekirse, Türkiye'deki sivil toplum örgütleri de AB.yi istiyor sloganları gene bir kesim Politikacımızın ağzında sakız çiğnenir gibi görüntüleniyor. Ekonomik kriz sanki AB ye girmekte zorlanma üzerine kuruluyor. Ekonomideki kriz sürekli oy potansiyeli siyasi çizgide olgunlaştırılmak isteniyor.

       Geçmişi hatırlatmak istiyoruz. Geçen yüzyıl içinde Önce Osmanlı üzerine oluşturulan ve yıkılmasına kadar sürdürülen ekonomi bozulması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kurulduktan sonra da Önceleri Üniter Yapı üzerinde ele alınmıştır. Bu yapıyı bozmak için şiddet gösterilerinde yoğunlaşan haince eylemler Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde suçluların hemen cezalandırılmaları ile durdurulmuştur. Daha sonraları terörü önlemede harcanan para çerçevesinde Politik çevrelerce kararsızlık içinde ekonomiye döndürülmüş görüntüsüne çekilmiştir. Günümüzdeki acı fakat gerçek görüntü işte bu görüntüdür. Cezasız bırakılan hain emeller daha da cesaret ile hainlere ortam hazırlamıştır. Bunu hepimiz bilmeliyiz.

       Son yıllar içinde her siyasi parti, iktidara gelmek için yaptıkları çalışmalarda biri diğerinin düşüncelerini taşımadığı görüntülense de hepsi aynı sesten bölücü başının cezasında ihmale varan hareket içindedirler. Tek savları AB. ye girmek için böyle gerekiyor sözleri ve eylemleridir.

       1990 yılından itibaren görüntü bu şekil içindedir. 1990 yılından sonra iktidara gelen ve de birlikte iktidarı paylaşan Siyasi kesimdeki söylevciler hep bir ağızdan başka başka cümle ve anlatımlar ile aynı kapının zilini çalmaya başladılar. Neden mi sorusu bizlere garip gelecek ama AB.nin yardım ettiği Dernek ve Vakıfları gördükten sonra bizlerin de gözü açıldı ve de düşüncemiz değişti.

       Görünen odur ki Türkiye'de yasal şekilde yaptıkları toplantıların karşılığına AB. bu Vakıf ve Derneklere çokça miktarla para yardımı yaptığını ilan edercesine açıkladığı bildirilerle öğrenmiş olduk. AB. bu vakıf ve derneklere neden yardım yapılıyor sorusu ile onların üzerine gözlerimizi çevirdik. Listeyi görünce daha da farklı düşüncelere dalmak gereğini duymaya başladık.

       Bu arada bir başka görüntü de; Eğitim içine baktığımızda, Eğitim-Sen sendikası henüz iki parça içinde faaliyet gösterdiğini biliyoruz. Son günlerde bir tanesi yetkili sendika kılınacağı söyleniyor. Bu sendika Yan çalışmalarında sol yandaki Sendika düşüncesini genelde bölünmeye ve bölünme içinde yoğunlaşan Kürtçe eğitim, Kürtçe dil sloganı ile karşımızda. Öğrendiğimiz kadarıyla, bu sendika dış devletin birinde yetkili olup olmadığı kuşkusu da olan bir durumda temsilcilik açtığı da söyleniyor.

       Gene Bayramda anılan sendikanın bir ilimizdeki Şube Başkanının bayram tebriğini kürtçe yazdığı ve yandaşlarına cesaretle gönderdiği duyumunu aldığımıza hiç şaşırmadık. Çünkü birkaç yıl önce bir eğitim elçisi çocuğumuzun bulunduğu Devlette Türkçe'yi o devlet okullarında zorunlu ders içine aldırma başarısından sonra önce aldığı takdir sözleri akabinde, Kürtçe için olumsuz düşünce verdiği için acelece geri çağrılıp bir köy okuluna atandığını biliyoruz. Oysa bu öğretmen dostumuz Yurtdışı görevine gönderilmeden önce kendi bakanlığında üst düzey bir görevde bulunuyordu.

       AB nin seçerek yardım verdiği vakıf ve dernekler camiası sürekli AB için istenilen şekilde propaganda yaptığını bizlerde cesaretle söyleye bilir miyiz?. Yanlışları daha aydınlık çerçeve içinde çözmek Türk Milletinin bilgilendirilmesi ile olmalıdır.

       Elbet bizler gibi ilgili makamlar da bu yardımların hangi maksatlar için yapıldığını, hangi maksatlarda kullanıldığı, proje üretiminde yurdumuza getirdikleri sakıncaları araştıracaklardır.

       Bir başka konu da; son günlerin gündemi idam cezasının kaldırılması ve Kürtçe eğitim ve ana dilde konuşma konusu oluyor.

       Yeni bir sayfa açalım. Eldeki idam cezalarını infaz edip artık idam cezası ceza kanunlarımızdan çıkaralım. Bakalım bu sava AB ne deyecek demeden bunu yapmaya kalkışalım. Göreceğimiz şey hemen AB bizlere aman ha!.. İdamı kaldırmayın, cezaları da infazda acele etmeyin olacaktır. Kaldı ki; AB ye giren kurucu olan devletler İdam cezasını kaldırmadan AB. ye katılmışlardır.

       Cesaretimizi bir toplasak ve kararlı olmak gerektiğini algılasak, böyle bir eylemi gerçekleştirsek görünen köyde AB. nin tutumu daha açık şekilde lehimize döneceğini bilmekte fayda görüyoruz.

       Aman dikkat!.. Bölücü düşünceler yasal örgütler içinde, AB. nin yardım ettiği Vakıf ve Dernekler içinde, faaliyetini PKK dan daha tehlikeli biçimde sürdürme yarışındalar. Tehlike büyümeden onların eylemlerini önlemek gerektiğini bilelim diyoruz. Bizler oyunları daha düzgün seçmeliyiz.
(07.07.2002-Oyunları düzgün çizelim. Nusret DEMİRAL)

Ana Sayfa