ABD Gücünü ortaya çıkaracak ikinci bir Irak macerası tüm Devletlerin ve o devletlerde yaşayan halkların toplu şekilde sokak gösterileriyle engellenmeye çalışıyor. Hangi düşünce galip geleceği önümüzdeki günlerde gözlenecektir.
Kim ne derse desin, kim ne tavır içine girerse girsin ABD eyleminden vazgeçmeyeceği hakkında geçmişteki görüntülerin kalıntılarına bakmak gerekiyor. Aslında ABD bu saldırısında kendine bir maceradan ziyade, güçlü olduğunun ispatına çalışıyor. Olay bu kadar basit. Bu yönde bir başka şeyi de unutmamak gerekiyor. Dünya artık güçlünün yanından ayrılıp haklının yanında olduğu görüntüsü önümüzdedir.
Kanımızca 2000 yılı öncesi ve günümüzde de aynı istek tekrar gündemdedir. Bunu unutmayalım. Bu maksat içindeki eylem Türkiye'mizde bir terör ile gündeme sokuldu. Bir Asala Örgütü çalışmasında başarısız kalınınca, bir PKK Terörü oluşturuluverdi. Terör ile bir Kürt varsayımı geliştirilmek istendi ve siyasi bir atılım ile de Türk Milletinin uyutularak başarı yolu çizilebilir mi? Eylemi yapılmaya çalışıldı. Gene de başarılı olunamadı.
Türkiye'nin haklarından vazgeçmemesine dayalı olarak 1925-1952 yılları içinde İngilizlerin mandasına da göz yumularak Irak hududu içinde bırakılan, Musul-Kerkük (Erbil dahil) bugün ABD nin Irak'ı işgal etme planının önde gelen düşüncesi olduğu unutulmamalıdır. Zira 1952 yılı İngiliz mandası sona ermesine rağmen Devletimizi yönetenler kısa bir vade ile Musul-Kerkük petrollerinden pay alarak işi yokuşta tutmuşlar ve günümüzde bu yerlerde Devletimizin tüm haklarının tamamen silinecek bir ortam yaratılmasına göz yummuşlardır.
İşte Devletimiz için günümüz gündeminden indirilmeyen olaylar bizleri 1925 lere kadar geriye götürüyor. Lozan barışı sırasında ısrarla önümüze konan yemeğin esasında Misakı-Milli hududumuzun daraltılması ve arkadan da bir Kürt devletinin kurulmasındaki düşünce yatıyor.
Yeni Hükümetimiz her haliyle savaşa hayır dese de Musul-Kerkük üzerindeki haklarımız için her hangi bir tezi gündeme sokmamaktadır. İşte işin için ilginç yanı budur. Devletimiz Misaki Milli hududu Irak topraklarında artık unutulmuş görünmektedir. Oysa İstiklal Savaşı sırasında çizilmiş olan Misaki-Milli Hududu unutulmasına imkan var mı?
Bir başka önem taşıyan husus da körfez savaşında ABD nin Türkiye'nin doğan zararlarına bir çizik atması ve Devletimizi büyük ekonomik kiriz içine itmesidir. Yeni eylemi ile daha büyük ekonomi krizi içine girmeyeceğimizi kim söyleyebilir.
ABD son saldırısını kim ne derse desin Irak'ın Başkanı SADDAM için değil, Orta Doğuda gücüne daha çok güç katmak için yaptığı inkar edilebilir mi? Tabii ki bu düşüncenin Avrupa Birliği Karşında ABD nin kendi gücünü bu diyarda ispatlayarak kendini ön planda kalmasını sağlamak en büyük arzusudur. Dünya çapında yapılan ve de yaptırılan araştırmalar AB 'nin bir Avrupa Birleşik Devleti olma yolunda aldığı olumlu mesafedir. Her ne kadar İngiltere AB den bazı şartlar içinde sıyrılmak istiyorsa da, asılda Irak Petrollerindeki tecrübesiyle Musul-Kerkük üzerinde yeni bir manda ortamı yarata bilir miyim? diye bir istemden kendini kurtaramamaktadır.
Şimdi Türkiye ne yapmalıdır?. Musul Kerkük toprakları üzerinde bir Kürt devletinin kurulmasını önleyip oradaki kandaşlarımızın kendi yönetimini elde etmelerini sağlayarak otonom bir idare sistemi yaratmalıdır. Lozan Anlaşmasında Iraktaki Türkmenlerin bir Devlet çatısı altına konulması zaten önerilmiş olduğu bilinmektedir. Böyle bir düşünceyi sağlamamız karşısında, günümüz Devletleri özellikle ABD. bu durumu kabul etmesi halinde hem dünya devletlerini hem Iraktaki yanlış olarak görüntülenen yönetimi düzgün bir çizgiye çekeceği açıktır.
Ondan sonra yaratılmış olan savaş yaygarası kendiliğinden bir balon gibi sönecektir. Çünkü Asılda ABD de savaşı çok çok arzu ettiği söylemez. Düşünce budur. Bu düşünce kabul görmelidir. Savaşı durduracak ABD saldırısını önceleyecek tek çare Irak'ta otonom bir Irak Musul-Kerkük Devleti oluşturmaktır.
Teröre saldırı Terörün çalışmasını durdurmakla olur. Terör Bir Devlet eylemi değildir. Bir devlete sardırıp terörü kaldıracağım düşüncesi bir varsayımdan öteye gitmeyecek eylemi getirir.
Bir Devletin Terör Devleti düşüncesine uymadan Hükümetimiz her şeyi Türk Milletine zarar vermeyecek şekilde, yeniden hüsranla bitecek olaylara girmeden düşünmeli. geçmiş olayları da ele alarak değerlendirip öyle karar vermek zorundadır.