(Üst Kimlik-Alt Kimlik)
Türkiye'de kimlik anlayışı ve arayışı ne olmalıdır sorusuyla sürekli karşılaştığımız şu son günlerde bu soruya, Anadolu ve Trakya insanımızın düşünceleri içinde cevap buluyoruz.
Ülkemizin ve Milletimizin bölünmez bütünlüğüne inanmış insanlarımız, aynı tarihi mirası paylaştıkları, aynı Milli hedef doğrultusunda birleşip, aynı inanca sahip olarak, kararlı bir tutum içinde, varlıklarını ve yaşamlarını sürdürmektedirler.
Türkiye'mizde bizleri biri birimize bağlayan temel unsurlar, DİL, KÜLTÜR ve DİN BİRLİĞİ olduğu için, "aynı örf ve adete sahip insanlarımız", kökeni ne olursa olsun Yurdumuzda yaşamlarını bir Millet olarak sürdürmekte kararlıdırlar. Bu durum onların gururu ve aynı zamanda birlikte bir yaşam tarzıdır.
Anayasamız 3 üncü maddesinde "Türk Milletinin resmi dili Türkçe'dir" sözünü vurgularken en önemli unsuru DİL BİRLİĞİ olarak seçmiştir.
Onun için Anadolu'muzda kimlik tanıma bahanesiyle veya Anayasa değişikliği oyunlarıyla, Türkçe'mizden (dilimizden) ödün vermeye hiç kimse kalkışmamalıdır.
Eminiz ki; hiç kimse, hiçbir Siyasi Kuruluş, ve hatta hiçbir Süper Devlet, ÜNİTER yapı bahanesiyle, İnsan Hakları ve Düşünce Özgürlüğü maskesi altında "ayrı kimlik ve kültürel haklar sağlanmalıdır" savıyla Devletimizi, Milletimizi, bölmeye kalkışmamalıdır Asılda böyle bir harekete güçleri yetmeyeceği bilinmelidir.
Üst kimlik kelimesi yanlış yerde kullanılmaktadır. Türkiye'de yaşayan vatandaşın ismi TÜRK'TÜR. Türkiye'de üst kimlik için TÜRK adı kullanılması yeterlidir. Anayasalarımız 1924 yılından beri her yeni yapılışında özellikle bir maddesinde "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes TÜRK'TÜR" sözcüğünü kullanmıştır. 1982 Anayasamızın 66 maddesi de aynı şekildedir.
Şimdi resmi kişiliği de olsa hiç kimse Türk ismini aynı hizaya koyarak diğer boylarla üst kimlik içinde bir değerlendirmeye giremez. Aksi tavır ve söylev Anayasa suçu olarak değerlendirme içine çekileceği bilinmelidir.
Türkiye'de yaşayan insanların büyük ismi TÜRK'tür. Kimse küçük ismiyle TÜRK ismini değiştiremez. Silemez. Boy isimlerini kimlik olarak sayıp TÜRK ismini aynı seviyede gösteremez. TÜRK Milletini diğer kimlikler arasında göstermek tarihi inkar etmektir.
Bunun böyle bilinmesi gerekir. Anadolu ve Trakya'mızda aynı bayrak altında toplanmış, aynı dili konuşan ve aynı terbiyeyi almış, aynı kaderi paylaşmış insanlarımızın Üst kimlik alt kimlik sözcükleriyle MİLLİ BİRLİK ve BERABERLİĞİNİ bozmaya, hiç kimsenin hakkı yoktur. Olamaz da!.
Büyük ATATÜRK "ben her şeyden önce bir TÜRK Milliyetçisiyim" "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" sözleri TÜRK MİLLİYETÇİLİK anlayışının içinde Milli Birlik ve Beraberliğimizin sınırlarını çizmiştir. ATATÜRK mücadelesinde ilke ve inkılaplar çerçevesi ile Devlet yapımızın planını ve hukuk devletinde sosyal düşünceyi geliştirmiştir.
Öncelikle şunu söylemek istiyoruz, bir mücadele oluşturulmak isteniyorsa bu mücadele bizlerin, TÜRK Milleti'nin mücadelesi olarak değerlendirilmelidir.
Milliyetçilik anlayışımızı güçlendiren ve ÜNİTER toplum yapısında bizleri birbirimize bağlayan, DİL BİRLİĞİ, KÜLTÜR BİRLİĞİ ve DİN BİRLİĞİ üç temel unsurdur. Bunu unutmamalıyız. Milli BİRLİK ve BERABERLİĞİMİZDEN hiç bir zaman ödün verilemez. Bu üç unsur ayrı ayrı ve tek olarak ele alınıp yeni kavramlar arasına götürülemez. Ödün verenler sürekli karşılarında Türk Milletinin olduğunu göreceklerdir. ,
Geçen zaman diliminde bir anımsama yaparsak görülür ki; Osmanlı devletinin yıkılmasını hazırlayan nedenler arasında, topraklarının tamamını düşmanlarının kendi aralarında paylaşma gayesi yattığı gibi, İmparatorluğun son zamanlarında, koruma ve muhafaza etme düşüncesini Osmanlı Hanedanlarının tamamen yitirmiş olmalarında görürüz
. Günümüzde de Türk Milleti'nin ve Türk Devletinin düşmanlarının gayesi, aynı istemle Önümüze Wilson'un hazırladığı Wilson prensipleri, başka bir deyimle Sevr şartları paylaşma planı olarak önümüze konacağı bilinmelidir.
Oysa TÜRK Milleti, yaptığı İstiklal savaşıyla bu paylaşım şartlarını reddedilmekle kalmamış, aynı zamanda bir İstiklal Destanıyla ortadan kaldırılmış ve Türk adıyla bir devlet Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuştur. . Bunu hiç unutmamamız gerekiyor. Yeniden Düşmana aynı fırsatı getirecek tavizlerden kaçmalıyız.
İstiklal savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulması büyük uğraş idi. Kimseye, hiçbir zaman bu uğurda akıtılan Şehit ve Gazilerimizin kanı ile çizilen destanın silinmesi ve ATATÜRK'ÜN cesareti ilke ve inkılaplarının temelini oluşturduğu temel taşları yerinden oynatma zemini hazırlanmamalıdır.
Ama baktığımızda, bu uğraş sanki bir çok devlet görevlilerince unutulduğu gibi, son yıllarda vatan haini bazı kişilerce "SERV ŞARTLARI içindeki devletimiz topraklarının paylaşım planı, yeniden gündeme getirilmek isteyen bir tabloyu görür gibiyiz.
Atatürk'ün Ey Türk Gençliği, dahili ve harici bedhahlara karşı koymaya Damarındaki asil kanda gücün vardır. Anlamını taşıyan sözleriyle başlayan hitabesinde; TÜRK ÇOCUĞU'na yüklediği vazife, bizlere verdiği ödev, vatan hainlerinin bu tür hareketlerine göz yummama ödevidir. Bizler Türk olarak ve TÜRK ÇOCUĞU olarak atik ve bilinçli olmalıyız. düşmanları yurdumuza uğratmamalıyız. TÜRK MİLLETİ bu görevi bizlerden beklemektedir.
Üstüne basarak diyoruz ki; Genç TÜRK kuşağına düşen görev, İstiklal savaşını unutmak şöyle dursun, bu gün dost görünenleri iyi tanımaktır.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN kurulmasında ana gaye "CUMHURİYETİ BİZLER KURDUK SİZLER YAŞATACAKSINIZ." Ödevinin Türk insanına verilmesidir.
Bölücü Terörün aldatmasına gelmeyiniz, Vatanınıza, Milletinize hizmette, Devlet ve Milletin bölünmez bütünlüğünden asla ödün vermeyiniz, Ödün verenlere karşı koyma göreviniz olduğunu da unutmayınız.
"Türk Milleti'nin kanı" Bayrağındaki kanıdır. Onun uğruna Şehitlerimizin, Gazilerimizin akıttığı kandır. Bayrakları bayrak yapan Vatan Toprağını Vatan yapan onun uğruna Milleti'nin akıttığı kandır.
Demokrasi içinde yanlış oyunu artık bırakalım. Gerçek demokrasilerdeki anlayış; "Bayrağını koruyan, Vatanını koruyan, Milletinin Bütünlüğünü koruyan demokrasi anlayışı ve bilincidir." Yaşanan demokrasi anlayışıyla bir yere varamayız. Vardığımız yer işte gözler önündedir.
Görevimiz süresince bizim gösterdiğimiz hassasiyetten dolayı, Vatan hainleri ve Vatan hainleri savunucuları bizleri kınıyorlardı. Şimdi Devletimizi yıkacak, parçalayacak tehlike kapıya dayandı.
Büyük Türk Milleti'nin tahammülü daha ne kadar sürecektir. Devlet idaresini üstlenenler, umursamaz tavrınızı bırakınız, sıra sizlere de geleceğini biliniz. Aksi düşünce ve hareket "Atalarımızın bu Vatan için akıttığı kandan rengini alan Ay Yıldızlı Bayrağımızı" yerlere atanlara, vatan hainlerine daha çok cesaret verecektir.
Şehit ve Gazilerimizin kemiklerini sızlatmayınız. Büyük ATATÜRK'ün kemiklerini sızlatmayınız. Bu sızının hemen dindirilmesi gerekiyor. Herkes bilmelidir ki; Türk Bayrağını Bayrak yapan Vatan için TÜRK MİLLETİ'nin akıttığı ASİL kandır.
Bir yanda Laiklik ilkesinin savunuculuğunu yapmış görünerek, diğer yanda da Üniter Devlet görüşünün ve Milliyetçilik ilkesinin, Üst kimlik Alt kimlik deyimleri içinde kullanıp Devletimizin Ülkesi ve Milletiyle Bölünmez Bütünlüğünü bozan hareketlerin sahipliğini üstlenenler asılda dıştaki güçlerin ve düşmanlarımızın eseri olduğunu görmeliyiz.
Şimdi bir başka hatırlatma yapalım...
Bizler; ATATÜRK İSMİ VE KİŞİLİĞİNİ, Atatürk'ü anımsayarak onun büyüklüğünü aşağıdaki sözlerde buluyoruz.
" Seni tanımadan dünya büyükleriyle kıyaslama insanlığa hakarettir.
Çünkü dünya seni tanıyacak çağa erişemedi.
Sen bir öncüsün.
Ruhun insanlık sevgisi için dalgalanan bir bayraktır.
Eğer asker olarak yetişmeseydin yine en büyük asker sen olacaktın.
Türk askerini Çanakkale'de tanıdın ve Kurtuluş Savaşını öyle kazandın.
Türk ulusunun en kötü kaderi senden sonra kalan yerin doldurulamamasıdır.
Hızla akıp giden zaman içindeki esrarımız olan uzayda daima insanlığın ilgisini çekeceksin.
Sen... asla yurdunun tasası yüzünden gülmeye bile fırsat bulamadın. "
Öyle ise BİZLER;
GÖZÜMÜZDE BİZE EMANET ETTİĞİN, TESLİM ETTİĞİN VATANIMIZI CUMHURİYETİMİZİ, KORUYARAK, GÖNLÜMÜZDE ÇİZDİĞİN VE AYDINLATTIĞIN İLKE VE İNKILAPLARINI YAŞATARAK, ÇAĞDAŞ BİR DÜNYA YARATARAK TUTACAĞIZ, VİCDANIMIZDA DİNİMİZİ SAKLAYACAĞIZ GÖREVİMİZ MİLLİYETÇİLİK VE LAİKLİK DÜŞÜNCEN İÇİNDE OLACAKTIR.
Üst kimlik düşü kuranların, hüsrana uğrayacakları gün yakındır. Bunu bilmeli ve görmeliyiz.