"Demiral Gözüyle"

YERLİ MALI
"Türkün Malı"

       Ekonominin yenilikleri ve 1980 yılından sonra uygulanan yanlış politikalarla, Serbest Piyasa Ekonomisi, Küreselleşme, Avrupa Birliği, Gümrük Birliği, Dünya Bankası ve İMF derken Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir bunalım ve de ekonomik kriz içine çekildi.

       Geçen zaman içinde bu olumsuzluklar ile Türk'ün malı alınmaz, parası pul şeklinde oluverdi. Sebeplerini saymak istemiyoruz. Neden olanları da vermek istemiyoruz. Bizler her Türk gibi kendi malımızı " kendi işimizi istiyoruz " diye haykıranların yanındayız. Gelecek günlerde aynı hatayı yapan, dahası kasten aynı eylemi sürdürecek kişilerin karşısında olacağız. Olmalıyız. Çünkü Türkün malı, Halkın malı kendi malımızdır. Onu kullanmakta ısrarlı olalım.

       Bayrağımıza, karşı eylemler karşısında acizlik gösterenler oldu, Türkçe'miz yanında başka lehçeler dil olarak benimsenmeye başlandı. Esnafımız yerli malını bile yabancı mal olarak satışa arz ediyor. Dükkan kapılarındaki isimler yabancı kelimeler işgalinde. Halen bu durumu savunanlar ne kötü bir talih ki, aramızda bulunuyorlar. Dahası Türk alfabesi içine yeni harfler ekleyenler ısrarla yöntemlerini sürdürüyorlar. Kürtçe konuşalım, kürtçe yazalım sevdalıları çoğalmakta. Oysa Türkiye hani Türklerin di. Bazı gazete başlıklarında bu cümleler halen yazılı ama tatbikat öyle mi?.

       Biz ısrarla Türkiyede yaşayan İnsanımızın büyük ismi TÜRKTÜR diyoruz.: Türkçeyi sınırlarımız içinde ısrarlar konuşturalım. Israrla konuşalım. Israrla yerli malı alıp kullanalım, tüketelim. Gümrük Birliği sevdasına mercimek ithal edenler, tütün ithal edenler, elma ithal edenler un ve de un mamulleri ithal edenler, ayakkabı ithal edenler vb. acaba ne düşünerek bu eylemlerini sürdürüyorlar. Çocuklarımız yabancı mama, yabancı ürünler ile beslenmeye, yabancı mal kullanmaya alıştırılıyor. Dahası alıştırıldılar. Hani yerli malı, Türkün malı idi, halkın malı idi. Yerli mallarımız dünyanın her yerinde geçerliliğini korurken bizler yerli malı yerine daha kötü olan yabancı yiyecekleri ve tekstil mallarını almayalım. Kumaşlarımız önde gelen mallarımızdandır. Yerli fabrikaları kapatmayalım, yabancılara satmayalım. Yeni fabrikalar tekstil malı üreten fabrikalar yanında diğer ürünlerimizi üretmeye çalışalım. Kendi işimizi korumanın yerli malı kullanmaktan geçtiğini bilelim. O yönde bilinçlenelim. Bu düşünceye karşıt olanlara yabancıları örnek gösterelim.

       Devletimiz içinde bu tür eylemler halen sürdürülürken yabancı Devletler bu tür eylemlere karşı tedbir almaya başladılar bile!.. Örneğin ABD. Fransa Almanya İngiltere devleti içindeki büyük işveren guruplarını güçlendirmek için dışarıdan ne sermaye ne de hazır mal almama yollarında büyük aşamalar içinde görülüyorlar. ABD. " Bugün eğer Japon arabası alıyorsanız, yarın işinizi, kaybedebilirsiniz " demeyi ısrarla sürdürüyor. Türk Tekstil malını almama kararında ısrarlı olmaktadır.

       Türkiyemiz yaptığı Anlaşmalarla Gümrük Birliğine giriverdi. Malımızın İhracatı azalırken, İthalatımız arttı. Yerli malı tüketimi yerine yabancı malı tüketiminde artmalar oldu. Faydası ne? Faydası yok ama gelin görün ki getirdiği zararı yönetimimiz görmek istemiyor. Yapılan Anlaşmalar bizi insafsızca bu sonuca götürdü.

       Sonuç büyük bir işsiz ordusu!.. Nüfus artımı çoğalmakta devam ediyor. Kendimizi unutmanın nedenleri Türkçe yerine yabancı bir dil, Türk malı yerine yabancı mal kullanmaktır. Bu tür eylemlerin fayda yerine Devletimize getireceği, getirdiği zararları düşünelim. O zararların öncelikle Üniter Devlet yapımızı bozduğunu artık görelim, bilelim.

       Önce Türkiyemiz, diyelim, Önce yerli malımız için tüketime başlayalım. Yerli para ile alış veriş yapalım. Özetle İş güvencesi ile işimizi , yerli malı kullanmakla işyerlerimizi korumak isteyelim. İthalat yerine İhracatımız için takas usulünü getirip yabancı para ile alışverişi hemen durduralım. Türkiye Tüketim devleti olmamalıdır. İhracat Devleti olmalıdır. Zira kendi kendine yetecek ürünlerin yetiştirileceği bir yurdumuz vardır.
(Yerli Malı. Doc. 17.03.2002 )

Ana Sayfa